Kuva-yı Milliye Şehri Balıkesir’imiz Hak Ettiği İstiklal Madalyası’nı Bekliyor !
Bu yıl Balıkesir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı!
Bünyesinde kurduğu Kuva-yı Milliye’nin direnişiyle işgalci Yunan’ı 13 ay bölgede hapseden Balıkesir’in, kurtuluşunun 100. yılında, hak ettiği İstiklal Madalyası’na kavuşmasını bekliyor.
I. Dünya Savaşından yenik ayrılan Osmanlı Devletinin 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalamasıyla İtilaf Devletleri Anadolu’nun birçok yerine asker çıkardı. 18 Ocak 1919 Paris Barış Konferansı’nda söz alan Yunanistan Başbakanı Venizelos İstanbul hariç bütün Trakya’yı İzmir, Bursa, Balıkesir, Aydın gibi Batı Anadolu şehir ve kasabalarını istedi. Buradaki Rum nüfusun Türk nüfusundan fazla olduğunu iddia ederek bölgenin Wilson Prensipleri gereğince kendilerine verilmesi gerektiğini belirtti. Bu teklif İtilaf Devletleri tarafından kabul görürken Batı Anadolu’da yaşayan Türkler tepkiyle karşıladılar ve muhtemel bir Yunan askeri harekatını önlemek adına siyasi ve askeri örgütlenmelere başladılar. İzmir’in işgal edildiğini öğrenen Balıkesir Belediye Başkanı Keçecizade Mehmet Emin Bey işgalin protestolarla engellenemeyeceğini, fiilen harekete geçmek gerektiğini belirtti ve ileride “41 bayrak adam” olarak anılacak Kuva-yı Milliye Heyeti seçildi. Vatanseverler büyük fedakârlıklarla çalışarak milli teşkilatın genişlemesini ve kuvvetlenmesini sağladılar. Balıkesir’de oluşturulan Milli Teşkilat Soma, Akhisar, Salihli, Alaşehir’e kadar uzanan milli kuvvetlerimizin faaliyetlerini de düzenlemiştir. Edremit Kaymakamı Köprülü Hamdi Bey, Burhaniye Kaymakamı Özdemir Salim Bey, Pelitköylü Mehmet Cavit Bey, Muzaffer Süreyya Bey ve Avni İsmail Bey 4 Mart 1919 tarihinde ‘Edremit, Burhaniye ve Havalisi Mudafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’ni kurdular. 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunan kuvvetlerinin İzmir’e çıkması ve Edremit’in Yunan idaresine girdiği 1 Temmuz 1920 tarihleri arasında Cemiyet, coğrafi konumu itibariyle çok önemli bir rol üstlendi. İzmir’den başlayan Yunan ileri harekatı Manisa,Bergama, Ayvalık yönüne ilerlerken bölgenin savunulması Edremit’liler için hayati öneme sahipti. Bu nedenle Bergama ve Ayvalık cephelerinin savunulması ve lojistik desteğin sağlanması Edremit Kuva’yı Milliyesi tarafından üstlenildi. Sonrasında adını Redd-i İlhak Cemiyeti olarak değiştiren Cemiyetin kurulduğu 4 Mart 1919 tarihinde gazetelere gönderdiği basın bildirisinde vatanın yüksek menfaatlerini kendisine şiar edindiğini, hukuklarını korumak üzere her türlü vesaite başvuracaklarını belirtmeleri mücadele konusundaki kararlılıklarını göstermektedir. Atatürk’ün büyük eseri Nutuk’ta “Akbaş Kahramanı” olarak andığı Edremit Kaymakamı Hamdi Bey , Öğretmen Ruhi Naci Sağdıç ile birlikte bir miting düzenlediler.5 Mart 1919 ‘da yapılan Edremit Mitingi büyük yankı uyandırdı, İstanbul gazetelerinde de geniş yer aldı. Mitingden sonra Padişah’a, İstanbul Hükümeti’ne ve İtilaf Devletleri temsilcilerine gönderilen telgraf ve notada özetle ‘Beş yüz küsur yıldan beri bu vatan için ecdadımızla beraber kanımızı döktükten sonra yabancıların güttükleri tahammülsüz davaya susup boyun eğmektense ölmeye hazır olduğumuzu bütün cihana ilan ederiz.”denildi. Çanakkale Kahramanı Kocaseyit’imizi bağrından çıkaran Havran’a gelip Çınarlı Kahve önünde halka “Büyük devletlere karşı mücadelenin faydasız”olduğundan söz eden Heyet-i Nasiha’yı dinleyenler arasında bulunan Burhaniyeli Hoca Şükrü Efendi heyete karşı çıkarak “Biz işgali tanımıyoruz,kanımızın son damlasına kadar mücadele ederek düşmanı yurdumuza sokmayacağız. Dinimiz bize düşmanla mücadele etmeyi emrediyor. Haydi efendiler siz geldiğiniz yere gidiniz ve sizi yollayanlara deyiniz ki, körfez halkı her şeyi göze alarak düşman süngüsüne göğsünü siper edecek ve onu yurduna sokmayacaktır.”Hoca Şükrü Efendi’nin sözlerinden sonra heyet Edremit’e gelmeye cesaret edememiştir.
Ayvalık Cephesi, Türk İstiklâl Harbi Tarihinde ilk askerî direniş, ilk askerî kurşun, ilk cephe, düşmanla ilk görüşme ve ilk protokol olarak kayıtlara geçmiş, Kuvayı Milliye ifadesi silahlı bir teşkilatlanmada ilk olarak Ayvalık Cephesinde kullanılmıştır. Ayvalık cephesinin açılmasından sonra, 6 Haziran 1919’da, 14. Kolordu Kumandanı Yusuf İzzet Paşa Balıkesir’e gelmiş ve burada karargâh kurmuş, bölgeyi özel mıntıkalara bölerek düşmanı durdurma politikasına yöneltmiştir. Bu gelişme üzerine, Akçay, Kadıköy, Ayvalık ve Edremit’i içine alan bölge Ayvalık Mıntıkası olarak belirlenmiş, mıntıka sorumluluğu ve bölgenin emniyetini sağlama görevi 172. Alay Kumandanı Ali Bey’e verilmiştir. Yarbay Ali Bey (Çetinkaya), halkı da silahlandırarak birliği ile 29 Mayıs 1919’da Ayvalık’ı işgal eden Yunanlara karşı ilk kurşunu atarak direnişe geçti. Ayvalık cephesindeki birlikler ve Kuvayı Milliyeciler 1920 yılının sonuna kadar Yunan ordusunun iç kesimlere geçmesine engel oldular.Ayvalık’ın işgali karsısında toplanan bu direniş birliklerini Köprülü Hamdi Bey’in önderliğinin yanısıra Redd-i İlhak heyetleri organize ediyorlar, iaşeleri bu heyetler tarafından sağlanıyordu. Batı Anadolu’da ilk örgütlenme Balıkesir’de, bir avuç insanın önayak olmasıyla başlamış, halkın fedakârlıklarıyla kısa surede Milli Mücadele’de önemli başarılar kazanılmıştır. Kuvayı Milliye birliklerinin ihtiyaçlarının sağlıklı bir şekilde karşılanabilmesi için Balıkesir kongreleri toplanmış ve gerçekleştirilen kongrelerde Heyet-i Merkeziyeler oluşturulup, Menzil Müfettişlikleri aracılığıyla suistimaller engellenmiştir. Balıkesir Kongrelerinin askeri başarılarıyla da dikkat çektiği, Kuvayı Millîye kuvvetlerinin daha organize bir şekilde hareket etmesini sağladığı görülmüştür.
16 Haziran’da Ayvalık müfrezelerinin bir kısmı Bergama cihetlerindeyken, Hamdi Bey elindeki mevcut Edremit ve Boşnak müfrezeleriyle Balıkesir’den aldığı emri uygulamak üzere Ayvalık’a doğru hareket etmiştir. 4,5 saat Yunan kuvvetleri ile mücadele ederek onları geri çekilmeye mecbur etmiştir. Hamdi Bey aynı gün bütün Redd-i İlhak Heyetlerine gönderdiği telgrafında; “Bugün Ayvalık’a doğru yapılan bir taarruz keşfi başarı ile sonuçlanmıştır. Düşmanın topçu ve makineli tüfek atışı altında ilerleyen fedakar arkadaşlarımızın hareketi her türlü taktirin üstündedir. Hareketlere katılan Edremit bölüğü ve Boşnakların canlarını feda edercesine çalışmalarına özel surette kayıt ediyorum. Edremit’in asil çocukları dört buçuk saat devam eden Büyücek savaşı ile namlarını tarihe geçirdiler. Zayiatımız pek önemsizdir. Allahın inayeti ile düşman yenilecek ve vatan kurtulacaktır.” demiştir. Son asker kurşunu ise 17 Eylül 1922’de Bandırma’da atılmıştır.
6 Şubat 1923’te, Balıkesir’in Kurtuluşu’nun beşinci ayında Balıkesir’i ziyaret eden Atatürk; “Zafer benim değil, milletindir. Bu millet çok büyük zaferler gördü. Fakat sonuçlarından istifade edemedi. Millet çalıştıkça daha çok zafer kazanacaktır…” dedi.
Balıkesir halkının uzun süredir beklediği İstiklal Madalyası, Balıkesir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yıldönümü onuruna artık Balıkesir’e gelmelidir. İstiklal Madalyası, Balıkesir Kuva-yı Milliye şehitlerine borcudur. Dernek Balıkesir’in haklı isteğinin yanındadır. Dernek bölgedeki üç Şubesinde, Balıkesir iline kurtuluşunun 100. yılında İstiklal Madalyası verilmesi için imza masaları açılacak. İlk imza masası, Yarbay Ali Çetinkaya’nın, Kurtuluş Savaşının ilk asker kurşununu attığı Ayvalık’taki CKD Şubesinde
açılacaktır. Hemen ardından, “Kuva-yı Milliye” adının, ilk kez milislerin kollarına taktıkları beyaz pazubente yazıldığı Edremit’teki ve “Kuva-yı Milliye Şehri” Balıkesir merkezdeki CKD Şubelerinde imza masalarını açacak. Dernek Başkanı “Kuva-yı Milliye Ruhu” sözünü ağızdan çıkarmak kolaydır “Kuva-yı Milliye Ruhu”nu hayata geçirmek ise Türkiye’nin emperyalizme karşı çağımızda devam eden bağımsızlık mücadelesinde sınanmayı gerektirir. Cumhuriyet Kadınları Derneği bu sınavdan defalarca geçmiş olmanın gururunu taşımaktadır. Cumhuriyet Kadınları’nın Kuva-yı Milliye Ruhu ile başlattığı “Balıkesir’imiz Hak Ettiği İstiklal Madalyası’nı Bekliyor!” imza kampanyasına tüm yöre halkımızın katılacağından eminiz.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz” dedi.