Masif Rock Mandala Atölyesi sahibi Mandala Sanatçısı Müge Ceylan: Bilinçaltımızda kendimize dair hiç bilmediğimiz ya da üstünü örttüğümüz ne varsa ortaya çıkarmanın en güzel ve en hızlı yollarından biridir. Mandala yaparken, insanın öz frekansı dinler. mandala yapımı aktif bir hayal gücü gerektirdiğinden, her zaman içsel bir mesajı temsil eder”
Mandala sanatçısı Müge Ceylan, Mandala yaparken her dokunuşta bir içe vuruş çıktığını, beyinin bilinçaltında ne bastırdığı, fark ettiği veya fark edemediği ne varsa dışa vurulduğunun altını çizdi. Mandala Sanatının ruhsal terapi gibi olduğunu ifade eden Ceylan; “Hinduizm ve Budizm’in eski Sanskritçe dilinde mandala ‘daire’ anlamına gelir. Geleneksel olarak bir mandala, çeşitli göksel dünyalardaki kozmosu veya tanrıları temsil eden geometrik bir tasarım veya desendir” diye konuştu.
Mandala Sanatının bilinçaltımızdaki tüm gerçekleri gün yüzüne çıkardığını söyleyen Müge Ceylan, “ Mandala çalışmalarının amacı, bilinçaltımızda gizlenen tüm gerçekliği gün yüzüne çıkarmak ve akabinde tertemiz bir bilince kavuşmaktır. Tüm bu çalışmalar boyunca aydınlanmak ve istediğimiz tüm dilekleri hayatımıza çekmek de mandalanın felsefesi arasındadır” dedi.
Mandala eğitimi almadığını, kişisel gelişim ve meditasyon sırasında içsel arzularla Mandala yapmaya başladığını dile getiren Ceylan; “ Mandala kendi hikayelerini noktalama sanatıdır. Niyet üzerine yapılır. Mesela bereket bolluk üzerine çalışma yapacaksan onu düşünür ve boyalarla noktalamaya başlarsın. Mesela ben eski mobilyalar üzerine de mandala çalışmaları yapıyorum. Her şey tasarımın ve evrenin simetrisinde huzuru bulmakla ilgilidir. Bende huzuru, zihin boşaltmayı, zihinsel terapiyi, ruhsal terapiyi, odaklanmayı mandala sanatı ile keşfettim” diye konuştu.
Edremit’te Bostancı Yolu üzerindeki Masif Rock Mandala Atölyesi’nde özel sipariş üzerinde çalıştığını hatırlatan Ceylan, “ Mandala siparişlerini belli bir koçlukla çalışıyorum. Öncelikle kişinin ne tür bir enerjiye ihtiyacı var onu belirliyorum. Bu illa kişi olmak zorunda değil mekânın enerjisini dönüştürmek içinde uygulanabilir. En önemlisi niyettir ve niyetimizi uygun renkler, semboller ve ölçüler devreye girer. Mandalalar enerjiyi içlerinde barındırır ve bulundukları alanın frekanssını uyumlarlar” dedi.
Genel olarak mandala, şekilleri belli bir düzene göre boyamak olduğunun altını çizen Ceylan; “ İnsanların yaşamına renk katacak çok güzel bir etkinlik olarak öne çıkan mandala, her kesimden ve her yaştan insanın gerçekleştirebileceği güzel bir eğlencedir. Dünya çapında anlamı, ‘çember’ olarak ifade edilen mandala, dünyayı ve yaşam ile beraber varoluşu sembollerle ya da geometrik desenlerle anlatan bir yapıdır” dedi.
Mandalanın doğuşu hakkında bazı araştırmacıların 40 bin yıl öncesinden bahsetmekte olduğunu hatırlatan Ceylan; “ Bu araştırmacılara göre ilk mandalalar, Hindistan’daki mağaralara çizildi. Bu görüşü savunanlara göre mandala, Hinduizm ve Budizmden bile önce Hindistan’da bilinmekte ve uygulanmaktaydı. Mandala, belirli geometrik şekillerin bir merkez noktasından başlanarak, simetrik bir şekilde çizilmesi ile oluşan bir diyagramdır. Temel olarak Tibet Budizminde kökenlenen mandala, Sanskrit dilinde, çember, daire anlamına gelir ve mikrokozmostan makrokozmosa doğru bir geçişi sembolize eder” diyerek sözlerine şöyle devam etti.
Mandala zihni uyandırırken sakinleştiren, rahatlatma etkisinin yanı sıra çocuk eğitiminde bambaşka şekillere bürünerek bir eğitim tekniği haline geliyor .Dünya çapında birçok yerel gelenekte ve ayrıca Türkiye’de de en eski mandalaların çizimi en az 6000 yıl ve hatta belki de çok daha öncesine gider.Psikoloji uzmanları tarafından mandala sanatı alt bilincin öz ifadesi şeklinde tanımlamaktadır” dedi.
Haber ve Fotoğraf: Pervin Bölükbaşı
